Yalan söylemeye 4-5 yaşlarında başlıyoruz öyle ki uzmanlar neredeyse konuşmaya başlar başlamaz gerçekleri de eğip bükmeye başladığımızı düşünüyorlar.

Bunun sebebi elbette evrimsel, yalan söylemek diğer insanları fiziksel güç kullanmadan idare etmemizi sağlıyor, bu sayede yalan söylemek kaynakların kontrolü ve eşlere erişim gibi konularda görülen bireyler arası rekabette avantaj sağlamış olabilir.

Aslında bu hayvanlar aleminde gördüğümüz kamuflâj gibi aldatıcı yöntemlerin evrimi ile çok benzer.

İlk yalanlarımız çoğunlukla kasıtlı veya kötü niyetli değil fakat küçük çocuklar bu yalanların işe yaradığını görürse, istediklerini elde etmek veya sıkıntılı durumlardan kurtulmak için yalan söylemeyi alışkanlık haline getirebilirler, buna rağmen yalan söyleme ihtimali en düşük olan kişiler yaşları en küçük olan çocuklar, yani yetişkinler çocuklardan çok daha fazla yalan söylüyor.

Bunun sebebi belki de çocukların hâlâ yalanların nasıl söylenmesi gerektiğini öğrenme aşamasında olmaları.

Toronto Üniversitesi'nde yapılan bir deneyde çocuklardan gizli tutulan bir oyuncağın ne olduğunu tahmin etmeleri istendi, deneyi yapan kişi telefon ile konuşmak için defalarca odadan ayrıldı ve çocuklara oyuncağa kesinlikle bakmamaları söylendi.

Aslında deneyci, elbette çocuğu gözlemlemeye devam ediyordu.

Çocukların ezici çoğunluğu, deneyci odadan çıktıktan sonra dayanamayarak oyuncağa baktı. Deneyci odaya girip çocuğa oyuncağa bakıp bakmadığını sorduğunda, çocukların verdiği tepkiler yaşlarına bağlı olarak değişiyordu, küçük çocuklar genellikle baktıklarını itiraf ederken sekiz yaşındakilerin yaklaşık %80'i oyuncağa bakmadıklarını iddia ediyordu.

Deney ayrıca yaşları arttıkça çocukların yaptıkları yaramazlığı gizleme konusunda daha da ustalaştıklarını gösteriyor.

Gizlice bakmak konusunda yalan söylemiş olan küçük çocuklar, genelde oyuncağın ne olduğu hakkında doğru cevabı verirken, daha büyük çocuklar oyuncağın ne olduğu konusunda kasıtlı olarak yanlış cevaplar veriyorlardı.

Yetişkinler üzerinde yapılan çalışmalar, yalan söyleme konusunda beyinlerimizin zaman içerisinde daha da becerikli hale gelmeye devam ettiğini gösteriyor.

Yalanların hepsi de aynı renkte değildir değil mi?

Beyaz yalan dediğimiz yalanları bir düşünün, birilerini memnun etmek için uydurduğumuz beyaz yalanların çok da büyük bir sorun olmadığını düşünürüz, sonuçta kimseye zarar vermiyoruz öyle değil mi?

İyi ama beyaz yalanlar yalan değilse, yalan dediğimiz şey nedir ki? Yalanı nasıl tanımlarız? Yalanın illaki birine zarar vermesi mi gerekir?

Türk Dil Kurumu yalan olgusunu '' doğru olmayan ve gerçeğe uymayan söz '' olarak tanımlıyor. Yani söylediğimiz yalanın birine zarar verip vermemesi önemsiz bir konu.

Eğer söylediğimiz şeyler doğru değil ise, yalandır.

Bu durumda birilerini memnun etmek için yalan söyleyen bir kişi de, insanlara zarar vermek veya başını derde sokmamak için yalan söyleyen kişiler de aynı şekilde yalancıdır.

Elbette yalanın boyutu ve verdiği zarar, farklı bir tartışma konusu, en nihayetinde bu kişinin ve toplumun ahlaki değer yargılarına bağlı bir konu.

Ancak beyaz yalanları yalandan saymıyorsanız, kendinize yalan söylüyorsunuz...

Pekala yalanlar evrimsel olarak bir avantaj sağlıyor ve bu nedenle kültürel evrimin bir parçası olarak ortaya çıktılar ama modern zamanlarda insanlar neden yalan söylüyorlar?

Siz neden yalan söylüyorsunuz? Bir düşününün.

Yapılan araştırmalar insanların genel olarak 4 neden ile yalan söylediğini gösteriyor;

1. Kendini öne çıkartmak.

2. Kendini korumak.

3. Diğer insanlara karşı kibar olmak.

4. Diğerlerine zalimlik yapmak.

Belki de hayatınız boyunca bu kategorilerin her birine ait yalanlar söylediniz. '' Evet, o maçı sırf benim sayemde kazandık '' dediğiniz günü bir hatırlayın mesela, kendinizi haksız yere öne çıkartmamış mıydınız?

'' Hayır onunla asla buluşmadım '' diyerek kendinizi korumaya çalıştınız halbuki orada olduğunuzu ispatlayan fotoğraflar var.

Kibar olmak için ''evet canım çok zayıflamışsın ' dediniz halbuki o kişiyi en son gördüğünüzden beri kilosu hiç değişmedi.

''Sen zavallısın ve hiçbir işte başarısız olamazsın'' diye haykırdınız. Orada amacınız can yakmaktı.

Elbette bunlar genel kategoriler bunları çok daha fazla alt kategoriye ayırabiliriz. Mesela bir başkasının başını belaya sokmamak için veya arkadaşlarınız ile aranızı bozmamak için yalanlar söyleyebilirsiniz. Tuhaf bir sosyal durum ile karşılaştığınızda '' ay canım bir saniye telefonum çalıyor '' diyerek oradan uzaklaşmadınız mı?

Yatağını ıslatan bir çocuk utancını gizlemek için su döküldüğünü iddia etmeyecek midir?

Bunlar gibi birçok yalan kategorisi türetmek mümkün çünkü yalanlar insan iletişiminin en temel parçalarından birisi, veya yalanlar dediğimizde akla ilk gelen; Doktor House'un dediğini hatırlayın ''herkes yalan söyler, yalan söylemek insanlığın temel bir gerçeğidir, tek değişken yalanın hangi konuda söylendiğidir'' .

Tabii ki yalan söylemeyi tercih ettiğiniz anda bunun sonuçlarını da kabul etmiş sayılırsınız...